John’un Hikayesi: Dot-Com Bubble
- Muhammet Polat

- Aug 22, 2025
- 2 min read
1998 yılında New York’ta yaşayan John, Ford şirketinde Supply Chain Manager olarak çalışıyor ve Türkiye’deki ekiplerle iş birliği yapıyor. O dönem iş birliği kolay değil; iletişim ağırlıklı olarak e-posta üzerinden yürütülüyor. Günümüzdeki gibi Teams’ten anında mesaj atıp saniyeler içinde cevap almak hayal bile değil.
Yine de John, teknoloji dünyasında büyük değişimlerin kapıda olduğunu hissediyor. Birçok teknoloji şirketi o sıralar kurulmuş durumda ve John bu gelişmeleri yakından takip eden meraklı biri. Pensilvanya’dan yeni mezun olmanın getirdiği heyecanla hem kariyerine hem de teknolojiye yatırım yapma hevesi yüksek.
Bill Gates o dönemde zirvede, teknoloji gündemini domine ediyor. John, NASDAQ ve S&P 500 endekslerini düzenli takip ediyor; fırsat gördüğünde yatırım yapmaktan çekinmiyor. Microsoft ve Yahoo hisselerine sahip, hatta Amazon ve Pets.com gibi yeni oluşumları da radarına almış durumda.
Başlarda temkinli davranıyor, ancak zamanla fiyat/kâr oranlarına fazla bakmadan alımlarına devam ediyor. Ona göre internet geleceğin adresi ve bu şirketlere yatırım yapmak kötü bir fikir olamaz.
Bu arada teknoloji şirketleri, Süper Bowl gibi dev etkinliklerde reklam vererek marka bilinirliğini artırmaya çalışıyor. İnternet kullanımını yaygınlaştırmak için agresif pazarlama kampanyaları yürütüyorlar.
Bir gün iş çıkışında, haberlerde Alan Greenspan’in iki yıl önce yaptığı meşhur “irrational exuberance” (mantıksız coşku) uyarısıyla karşılaşıyor. Aynı dönemde Japonya’nın resesyona girmesi dikkat çekici bir gelişme olsa da, John yorgunluktan pek üzerinde düşünmüyor.
Ve beklenen an geliyor: John’un uzun süredir takip ettiği Pets.com halka arz oluyor. Heyecanla 2-3 maaşını buraya yatırıyor. Ona göre şirket umut vaat ediyor. Ancak Pets.com gibi birçok girişim, kâra geçmek yerine büyümeyi önceliyor. “Başta zarar etsek de ileride kâra geçeriz” mantığıyla reklamlara yatırım yapıyorlar.
Ne var ki internet kullanımı henüz yaygın değil. İnsanların internetten alışveriş alışkanlığı kazanması kısa vadede mümkün değil gibi gözüküyor. Bu durum, nakit rezervleri hızla eriten şirketlerin beklediği gelirleri getirmiyor. Sonunda birçok girişim, John’un gözleri önünde yavaş yavaş batmaya başlıyor. Tam bu süreçte bazı yatırımcılar, hisselerini bir anda satmaya başlıyor. Piyasada bir telaş havası yayılıyor, kriz belirtileri su yüzüne çıkıyor. NASDAQ, beş yılda %500’e varan yükselişini yalnızca kısa bir süre içinde yarıya indiriyor. Bir zamanlar “çok değerli” görülen birçok şirketin hisseleri sert şekilde düşüyor.

Durum böyle olunca, bizim John da Pets.com’daki hisselerini oldukça düşük bir fiyata satmak zorunda kalıyor. Ancak diğer şirketlerdeki hisselerine dokunmuyor ve tıpkı binlerce Amerikalı gibi, bir süre yatırım yapmamaya karar veriyor.
Sonuçta Amerika, bu gelişmelerin ardından küçük çaplı bir resesyona giriyor. Ve bu krizimiz de Dot Com krizi olarak hafızalarda yerini almış oluyor .
Böylece John’un hikâyesinin ilk bölümünü tamamlamış oluyoruz. Açıkçası ben de sizin gibi ikinci bölümü merak ediyorum; zira bizim kıdemli arkadaşımız ileride bambaşka adımlar atacak, farklı alanlara yönelecek.
Bakalım, heyecanlı değil mi sizce de? 😊

